Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 7646 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 21.02.2019 12:08

Kekemelelik – Akıcı Konuşma Bozukluğu Nedir? | Kekemeliğe Neden Olan Sebepler – Kekemelik Tedavisi


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 31.01.2009 tarihinde Hale tarafından, Hastalık Tanımları, Belirtileri, Tedavileri bölümünde paylaşılmıştır ve 1450 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


Kekemelelik – Akıcı Konuşma Bozukluğu

Kekeleme


Kekelemek, bir insanın kasıtsız olarak damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlamasına, uzatmasına veya kesmesine verilen tanımlamadır. Bu konuşma kısıtlamasına sahip kişilere kekeme denir.

Toplumda % 3 oranında görülmektedir. Çocuklarda genellikle ailedeki daha küçük çocuklarda görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha çok görülmektedir.Ketsel kesimlerde kırsala göre daha çok gözlenmektedir. En çok 2-7 yaş arasında görülmekte olup, ortalama başlangıç yaşı 5 yaş civarıdır.


Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava akımlarındaki kesilmelerin , ses tellerine uygulanan basıncın, iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma durumlarından kaçınmanın daha çok görüldüğü saptanmış.

Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde kekelemelerinin olup, daha çok kekeleyerek, daha az karşılarındakilerle göz göze gelmeye çalıştığı, iletişim kurmaktan kaçındıkları, dolayısıyla tedavilerinin de daha uzun sürdüğü belirlenmiştir.

Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar omur boyu sürmektedir.

Sebepler

Kekelemenin henüz kesin bir sebebi bulunamamıştır. Bazı araştırmalar genlerin veya stresin kekelemeye yol açtığını göstermektedir. Ayrı bir araştırma ise kekeleme ve Tourrette sendromu adlı hastalık arasında ilişki olduğunu savunmaktadır.

Bazı ailelerde gerilim düzeylerinin yüksek olması ve ortak bir özellik şeklinde bu gerilimin nefes borusu ve ses tellerine iletilmesi ile ilişkili olabildiği ya da beyindeki konuşma merkezi ile ilişkisi olduğu yönünde düşünceler bulunmaktadır. Anne-babada obsesif-kompulsif kişilik yapısının varlığına da bu bozuklukta işaret edilmiştir. Çocuklukta yaşanan endişe , gerilim ve korkuların da etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Bir görüşe göre kişinin çözümleyemediği ve bilinçaltına doğru bastırdığı ruhsal çatışma, korku ya da isteklerinin sonucunda oluşan nevrozların bir görünümü olarak düşünülmüştür. Hastaların % 40-60 kadarında ailelerinde kekemelik öyküsüne rastlanmıştır.

Yabancıların bulunduğu, kalabalık ortamlar, bir otorite konumundaki kişinin karşısında, telefona yanıt vermek, birinden bir şey istemek, beklenmedik bir durumla hazırlıksız bir şekilde karşılaşma gibi hallerde belirginleşmektedir.


Korktukları bu gibi durumlardan kaçınmaya çalışırlar. Söyleyemedikleri bir sözcüğün yerine hemen bir eşanlamlısını getirerek cümleyi tamamlamaya çalışırlar. Adları sorulduğunda yanıtlamakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle bu işleri yakınlarındakilere bırakırlar. Öğrenciler bu nedenle arka sıralarda oturmaya çalışır, parmak kaldırmaz, konuşmalarda dinleyici olmayı yeğler, yoklamalar alınırken geç yanıt verirler, ya da el kaldırarak kaçınma davranışı gösterirler. Daha çok mimikleriyle yanıt vermeye eğilimlidirler. Yeni bir şey söylemek ya da istemek yerine başkaları ile ayni fikirde olduklarını ya da ayni şeyi istediklerini belirtirler. İstediklerini değil, söylemesi kolay olan şeyleri ısmarlarlar.

Yoldaki bir kişiye adres sormak için durduklarında ilk sesi çıkartmakta güçlük çekebilirler. Bu durumlarda konuşmayı kolaylaştırmak ve o sesi çıkarabilmek için el veya ayağı sallama, ayağı yere vurma, bas ve boyun hareketleri, göz , kas ve dudak hareketleri gibi tikler eşlik edebilir.

Tedavi

Davranış değişikliği, nefes alıştırmaları, gevşeme teknikleri, konuşma terapisi (konuşmanın yavaşlatılması, konuşma başlangıcının kolaylaştırılması, ses düzey kontrolü gibi) yapılmalıdır. Bazı vakalarda ilaç tedavileri faydalı olmaktadır.

Bir Kekemenin Tedavi Sonrası Görüşleri

Kekeleme çok kompleks ve derin bir problem. Bunun ne kadar zor bir problem olduğunu biz çok iyi biliyoruz, çünkü bizde yıllarca kekemeydik. Birçok tedavi yöntemleri bizde mağlesef kalıcı bir başarı sağlamadı. O yüzden kekemelik sorunu olan insanların psikolojilerini çok iyi biliyoruz.

Uzun yıllar çaresizlik içerisinde ve bir türlü iyileşmemenin verdiği psikolojik bulanımlar, bize bu problemle daha etkili bir mücadele etmek için ya da bu problemi çözmek için, daha doğru adımlar atmayı ve sistemli çalışmayı ögretti.

Bunun sonucunda yılların birikimi olan şu gözlemleri tesbit ettik:

1. Sadece nefes terapisi ya da diyaframsolunumu ile kalıcıi bir başarı sağlanmıyor. Kısa bir zaman sonra iyileşme görülse bile, mağlesef devamı gelmiyor.

2. Sadece psikolojik tedavilerde bu sorunun çözümüne yetersiz kalıyor. Çünkü kekeme tipik bir psikolojik hastalık değil, daha derin boyutları olan bir konuşma bozukluğu.

3. Konuşma teknikleri kısa bir zaman sonra ilk günlerdeki etkisini yitiriyor. Çünkü kekeme olan bir insan yılların verdiği bu kekeme psikolojisini içselleştiriyor ya da adeta onun bir karakteri haline geliyor.

4. Yoga ve meditasyon gibi teknikler insanı rahatlatan ve iç huzura götüren yöntemlerden bir tanesi. Ve bunun sonucunda akıcı konuşmayı sağlansada, en ufak stresli ve heyecanli durumlarda tekrar kekeleme ihtimali içten bile değil.

5. Hipnoz süreçleri genelde belirli bir zaman sonra etkisini gösteriyor ve baslangiçda, özellikle stresli durumlarda insana psikolojik yönden yeterli güven duygusunu vermiyor.


Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 31.01.2009 tarihinde Hale tarafından, Hastalık Tanımları, Belirtileri, Tedavileri bölümünde paylaşılmıştır ve 1450 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 2 adet mesaj daha bulunmaktadır.

Kekemelelik - Akıcı Konuşma Bozukluğu Nedir? | Kekemeliğe Neden Olan Sebepler - Kekemelik Tedavisi orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki MakaleKurtuluş Savaşı Öncesi Mustafa Kemal Paşa’nın Yöntem Ve Direktifleri | M. Kemal Paşa Zor Bir Yolculuktan Sonra 19 Mayıs 1919 Günü Samsun’a Ayak Bastı.. Sonraki MakaleOlympos Tanrıları

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz