Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 9052 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 27.01.2020 06:06

Takkeci İbrahim Ağa Camii – Topkapı – İstanbul | İbrahim Çavuş Tarafından 1591-92 Yıllarında Yaptırılmış


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 26.06.2008 tarihinde Hale tarafından, Camilerimiz | Şehir Şehir Cami Arşivi bölümünde paylaşılmıştır ve 1414 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


Takkeci İbrahim Ağa Camii – Topkapı – İstanbul

Topkapı’da Maltepe Mahallesinde, eski Edirne yolu üzerindedir. İbrahim Çavuş tarafından 1591-92 yıllarında yaptırılmıştır. Caminin yanında sıbyan mektebi ve sebil de bulunmaktadır. Cami iki kez esaslı onarım görmüştür. Bunlardan ilki 1830 yılında, ikincisi ise 1985’te yapılmıştır.


Topkapı’da, sur dışında, E-5 karayolu kenarındadır. Arakiyeci İbrahim Ağa, Takkeci İbrahim Çavuş, Takkeci Camii olarak da biliniyor. Topkapı surları yanında takkecilik yapan (arakiyeci) İbrahim Çavuş tarafından 1591-92 yıllarında yaptırılmış. Bazı yerlerde mimarının Koca Sinan olduğu yazar. Yapıldığı tarih doğruysa bu imkânsızdır. Çünkü Mimar Sinan 1588 yılında vefat etti.


Zamanında mektep ve sebili olan bu küçük cami, duvarlarla çevrili üç kapılı geniş bir avlu içerisinde yer alıyor. Halvetiye tekkesi olarak da kullanılmış olan cami, ünlü sanat tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice’ye göre İstanbul’un küçük camileri içinde en güzel olanı… Çünkü içerideki değerli İznik çinileri ve ahşap kısımlarındaki altın yaldızlı nakışlar, bir çok büyük cami bir tarafa, bazı selâtin camilerini bile kıskandıracak özellik ve güzellikte…

Bir diğer özelliği de gizli kubbesi… Takkeci Camii’nin kurşunla kaplı bir çatısı var ancak içeriden 5,5 metre çapında ahşap bir kubbesi bulunuyor. Çiniler ve kalem işleriyle birlikte bu ahşap kubbe, sanat değeri ve mimarî açıdan camiyi döneminin önemli yapıları arasına sokuyor. Yaldızlı çatı ile dilimlenen ahşap kubbenin eteklerindeki mukarnasları altın yaldızlı iki sıra badem ve yapraklarla süslenmiş. Kubbe göbeğinde de çember içinde bir âyet yer alıyor.

Takkeci Camii, 1830’da onarım görmüş. 1985’te Vakıflar İdaresi’nin yaptırdığı çalışmalarda da mahfil tavanı, dikme ve kemerlerinde orijinal altın yaldızlı nakışlar bulunmuş. Ancak ününü kazandığı İznik çinilerinin bir bölümü maalesef çalınmış. Bunların yerine de taklit çiniler konulmuş. Son yıllarda bakımsızlık yüzünden özellikle ahşap bölümleri harap olan cami, Topkapı meydanının düzenlenmesi çalışmaları kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edildi. Ancak bu restorasyon, Anıtlar Yüksek Kurulu’nun oyalaması ve inşaat şirketinin de işi ağırdan alması nedeniyle biraz uzun sürdü. Yaklaşık üç yıl kapalı kaldıktan sonra bütün birimleri onarılmasa da 2008 yılı başında ibadete açıldı. Bu küçük ama iç tezyinatıyla mükemmel olan cami artık ibadete açık…


Fakat üç yıl kapalı kalması ve meydan düzenlemesi nedeniyle yerleşim alanından uzaklaştırılmasının doğal sonucu olarak maalesef cemaatten yoksun. Müsait olduğunuzda veya Topkapı’dan geçtiğinizde bir vakit namazı kılmanızı tavsiye ettiğim caminin ilginç bir hikâyesi var. Topkapı’da yaşayan ve surların yanında takkecilik yaparak geçimini sürdüren İbrahim Çavuş, peygamberimizin cami yaptırmakla ilgili Hadis-i Şerifi’nden çok etkilenir. Fakir olmasına rağmen cami yaptırmayı çok arzular. Bütün derdi bir cami inşa ettirmektir. Bir gece rüyasında nur yüzlü mübarek bir zat kendisine; “Bağdat’a git, orada iki salkım üzüm rızkın var, onu ye ve dön” der. Sabah rüyasını eşine anlatır ve azığını hazırlayarak yollara düşer. Aylar süren yolculuktan sonra Bağdat’a varır. Kaldığı handa yemek yerken asmadaki iki salkım üzümü görür. Üzümleri koparmak için hancıdan izin ister. Bu arada rüyasını da anlatır ama ismini söylemez. İlgiyle kendisini dinleyen hancı, “Bana kaç defadır rüyamda, ‘İstanbul’da Takkeci İbrahim Çavuş diye biri var. Onun evinin bahçesindeki kuyunun yanında bir küp altın gömülüdür, git al’ derler de üstünde durmam. Sen iki salkım üzümün peşine düşüp Bağdat’a gelmişsin. Allah akıl, fikir versin” der. Olayı çözen İbrahim Çavuş hemen İstanbul’a döner ve bahçesindeki altını çıkartıp bugünkü camiyi yaptırır.

Caminin doğu tarafında Takkeci Sokağı’nın köşesinde İbrahim Çavuş’un ikinci sebili, İbrahim Çavuş ve oğlu Halil Çavuş’un kabirleri bulunuyor. Maalesef sebil ve kabirlerin bulunduğu yer restorasyon kapsamı dışında tutulmuş. Sokağın iki tarafına ikişer adet penceresi açılan sebil ve kabirler mezbelelik içinde virane halde bırakılmış. İbrahim Çavuş’un yakın zamana kadar duran iki katlı evi de nedense artık yok… Sebilin helmen karşısında avlu duvarına bitişik, Derviş Paşa’nın 1819 tarihli çukur çeşmesi bulunuyor.

Caminin doğu tarafında Takkeci Sokağı’nın köşesinde İbrahim Çavuş ve oğlu Halil Çavuş’un kabirleri bulunuyor. Maalesef kabirlerin bulunduğu yer restorasyon kapsamı dışında tutulmuş. Kabirler mezbelelik içinde bırakılmış.

Takkeci İbrahim Çavuş Camii Şeyhi Ali Efendi’nin kabrinin de bulunduğu küçük hazirenin, restorasyondan sonra konumu değişmiş. Hatırladığım kadarıyla caminin kıble yönünde mezar taşları bulunuyordu ama şimdi orada kabirlerden bir eser yok.

Cami avlusunun kıble tarafındaki kapının sağına bitişik üstü açık bir sebil ve bir sıbyan mektebi bulunuyor. Orijinali tek katlı ve çatılı olan mektebin üstü, sebilde olduğu gibi açık. Restore edildiği halde neden açık bırakıldığıysa merak konusu… Sebil ve mektebe, Takkeci Camii Sokağı’ndan ayrı bir kapı ile giriliyor.

Takkeci Camii’nde, başka camilerde pek görülmeyen bir uygulama yapılmış. Caminin sağında bulunan minare kaidesinin bir eşi de solda yapılarak denge kurulmuş. Soldaki kaideden, dışarıdan ve içeriden mahfile çıkılıyor. Kesme taştan minare orijinal.

Caminin doğu tarafında Takkeci Sokağı’nın köşesinde İbrahim Çavuş’un ikinci sebili, İbrahim Çavuş ve oğlu Halil Çavuş’un kabirleri bulunuyor. Maalesef sebil ve kabirlerin bulunduğu yer restorasyon kapsamı dışında tutulmuş. Sokağın iki tarafına ikişer adet penceresi açılan sebil ve kabirler mezbelelik içinde virane halde bırakılmış. İbrahim Çavuş’un yakın zamana kadar duran iki katlı evi de nedense artık yok… Sebilin helmen karşısında avlu duvarına bitişik, Derviş Paşa’nın 1819 tarihli çukur çeşmesi bulunuyor.

Caminin geniş saçaklı son cemaat yerini, restorasyondan önce derinliğine iki sıralı ahşap direkler taşıyor ve bu direkler “U” şeklinde son cemaat yerini çevreliyordu. Direkler “U” şeklini tamirden sonra da korumuş ancak cümle kapısına yakın ikinci sıradaki direkler kaldırılmış.

Topkapı Meydanı’nın çevre düzenleme çalışmaları 1999 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatıldı. Topkapı Şehir Parkı olarak adlandırılan bu yer; yeşil alanlar, yürüyüş parkurları, oyun parkurları, havuzlar ve el sanatları çarşısı olarak kullanılmak üzere ahşap tek katlı Osmanlı Evleri’yle donatıldı. Bu kapsamda Takkeci İbrahim Çavuş Camii de restore edildi. Anadolu Otogarı ve Trakya Otogarı’nın bulunduğu yıllarda İstanbul’un en hareketli ve en pis yeri olan Topkapı; şehrin gürültüsünden kaçmak isteyenler için sakin bir dinlence ve eğlence yeri olarak düşünülmüş ve iyi de edilmişti. Burası ikinci bir Sultanahmet Meydanı yapılacak, Takkeci Camii de buranın Sultanahmet’i olacaktı. Meydan düzenlendi, cami onarıldı ancak nedense burası bir türlü hareketlendirilemedi…

Takkeci İbrahim Çavuş Camii’nin cümle kapısı, sade silmeli çerçeve içinde iki sıra badem mukarnasla süslenmiş. Kündekâri tekniğiyle yapılan orijinal ahşap kapının üzerinde caminin üç satırlı, celi sülüsle yazılı kitabesi bulunuyor.

Takkeci İbrahim Ağa Camii’nin son cemaat yerinde, cümle kapısının iki yanında ikişer alt ve üst pencere bulunuyor. Alt pencereler arasında iki adet alınlıkları süslenmiş mihrap bulunuyor. Alt pencerelerin kemer aynalarını mermerden celi sülüsle Fatiha, İhlas, Felak ve Nas sureleri taçlandırıyor.

Takkeci İbrahim Ağa Camii’nin cümle kapısından içeri girdiğiniz anda mükemmel bir iç tezyinatla karşılaşırsınız. Cami, 16. yüzyıl İznik çinilerinin yanında kalem işi nakışlarıyla da oldukça etkileyicidir. Kapıdan içeri girince başınızı yukarı kaldırdığınızda sizi, altın yaldızlı nakışlarla bezeli bu tablo karşılıyor.

Dokuz ahşap direk üstündeki mahfil, “U” şeklinde camiyi sağ ve soldan ortasına kadar çevreliyor. Yan duvarlarda mahfil altındaki iki pencere arasında, karşılıklı olarak birer kitabe bulunuyor.

Caminin mahfil tavanı, dikme ve kemerlerindeki orijinal altın yaldızlı nakışlar, Vakıflar İdaresi’nin 1985’te yaptırdığı çalışmalarda ortaya çıkarılmış.

Takkeci İbrahim Ağa Camii minberinin tacı

Takkeci İbrahim Ağa Camii mahfil kemeri ve mihrap duvarından bir kesit

Takkeci Camii’nin kurşunla kaplı bir çatısı var ancak içeriden 5,5 metre çapında ahşap bir kubbesi bulunuyor. İçindeki çinilerle birlikte bu ahşap kubbe, sanat değeri ve mimarî açıdan camiyi döneminin önemli yapıları arasına sokuyor. Yaldızlı çatı ile dilimlenen ahşap kubbenin eteklerindeki mukarnasları altın yaldızlı iki sıra badem ve yapraklarla süslenmiş. Kubbe göbeğinde de çember içinde bir âyet yer alıyor.

Takkeci Camii’nin kadınlar mahfilindeki ahşap kafesler de caminin içindeki her şey gibi orijinal.

Yan duvarlarda mahfil altındaki iki pencere arasında, karşılıklı olarak birer kitabe bulunuyor. Takkeci Camii’nin mahfil tavanı, dikme ve kemerlerindeki orijinal altın yaldızlı nakışlar, Vakıflar İdaresi’nin 1985’te yaptırdığı çalışmalarda ortaya çıkarılmış.

Caminin mermer minberi; şebekeli korkuluğu, kafesli yan aynalıkları ve sade silmeleriyle sanat değeri açısından önemli bir örnektir. Minberin yanındaki ahşap direk, son restorasyonda destek için konulmuş.

Cami, on dört alt, on dört üst olmak üzere toplam yirmi sekiz pencereye sahip. Üst pencereler sivri kemerli ve basit müzeyyen alçılı. Mihrap üzerindeki müzeyyen pencerede tuğra şeklinde besmele yazısı var. Mihrap duvarındaki pencerelerin kemer aynalarında son cemaat pencerelerindeki gibi celi sülüs hatlar bulunuyor. Diğerlerindeyse çini panolar yer almış.

Takkeci İbrahim Ağa Camii, ününü içerisindeki çinilerinden alıyor. Pencerelerin alınlıklarına kadar bütün duvarları, 16. yüzyılın en güzel İznik işi çinileriyle kaplanmış. Camiyi renk cümbüşüne boğan bu çinilerde; nar çiçeği kırmızısı, parlak camgöbeği, yeşil ve lâcivert renkler hakim… Pencere aralarında vazo ve çiçek buketleri ile bezenmiş panoların kemer köşelikleri ve içleri zengin motiflerle süslenmiş. Mihrap, alçı mukarnaslarının dışında, tamamen çini ile kaplanmış. Mihrap âyeti de çiniyle yazılmış. Ne yazık ki bu çinilerin bir kısmı vandal çini hırsızları tarafından çalınmış. Çalınanların yerleri de baskı tekniğiyle yapılan taklit çinilerle kapatılmış.

Takkeci İbrahim Ağa Camii’nin cümle kapısı ve arka mahfil kemeri

Takkeci İbrahim Ağa Camii’nin mahfil tavanı, dikme ve kemerlerindeki kalem işi nakışlar da çinileri kadar etkileyici.

Takkeci Camii’nden bir kesit

Kaynak


Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 26.06.2008 tarihinde Hale tarafından, Camilerimiz | Şehir Şehir Cami Arşivi bölümünde paylaşılmıştır ve 1414 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 1 adet mesaj daha bulunmaktadır.

Takkeci İbrahim Ağa Camii - Topkapı - İstanbul | İbrahim Çavuş Tarafından 1591-92 Yıllarında Yaptırılmış orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki MakaleFelsefi Açıdan Atatürk Devrimleri, Aydınlanma ve Hümanizm Sonraki MakaleAtatürk Günlüğü - Today | 3 Aralık - December

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz