Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 9052 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 27.01.2020 06:06

[Sosyoloji] Şiddet Nedir? | Şiddet Kavramları Ve Toplumsal Etkileri – Kadına Şiddet – Kadınların Öldürülme Gerekçeleri


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 20.12.2007 tarihinde hale tarafından, Felsefe - Sosyoloji - Hukuk Konu Anlatımları bölümünde paylaşılmıştır ve 7696 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


Şiddet Nedir?

Şiddet, temel dürtü ve varoluş gereği savunma veya karşı savunma harici daha çok insanlarda ve topluluk halinde yaşayan hayvanlarda grup içi otorite sağlamak için diğerinin varlığını tehdit unsuru görmek ve onu bu konuda denemek daha doğrusu sindirmek için karşı tarafa uygulanılan zarar vermeye yönelik psikolojik davranış türüdür.


Tanım ve örnekler

Toplumumuzda sıkça baş vurulan bir hareket tarzı olan şiddeti tanımlamak gerekirse. Şiddet : Uygulayıcısı tarafından bilinçli olarak karşıdaki kişiye yada kişilere, kurum yada kuruluşlara hatta canlı diğer varlıklara ( bitki örtüsü,hayvanlar, yaşam kaynakları vb.) çeşitli amaçlar adına çıkar elde etmek, onlara karşı üstünlük yada hakimiyet kurmak,istenilen hal ve hareketlerin elde edilmesini sağlamak,imtiyaz yada ayrıcalık sağlamak, saygınlık yada sevgi kazanmak, kısacası maddi ve manevi çıkar ve menfaatlerin elde edilmesini sağlamak amacı ile fiziksel,sözlü,psikolojik yada işaretler yardımı ile uygulanan kişi yada kişilerin, kurum yada kuruluşların hatta canlı diğer varlıkların ( bitki örtüsü,hayvanlar, yaşam kaynakları vb.) yaşam,özgürlük, irade, istek, hak ve sağlıklarına zarar verici, bu hakları ortadan kaldıran yada geçici süre ile bunların ortadan kaldırılmasını sağlayan hal ve hareketlerin tümüne şiddet denilebilir.


Örnek vermek gerekirse, evli bir çiftin, kocanın karısına, kadının kocasına aile içi yada dışı problemlerden ötürü fiziksel şiddet uygulaması ( dayak,itmek,çimdiklemek vb.) olabileceği gibi gene aralarında olan anlaşmazlıklardan doğan problemlerden ötürü aşağılama, küfür etme, hakaret etme gibi sözlü şiddet de görülebilir.Yine aynı çift arasında problemlerden ötürü dargınlık ve elerin bir birine surat asması da psikolojik şiddet’e örnek gösterilebilir.

İşaretler ile yapılan şiddet içinde verilebilecek örnekler şunlar olabilir; iki yada daha çok arkadaş arasında çıkan problemlerden ötürü bireylerin bir birlerine çeşitli el kol hareketlerinde bulunması yada ebeveyn ile evlat arasında çıkan bir anlaşmazlıktan ötürü ebeveyn’in evladına söz yada fiziksel bir hareketten ziyade sadece elini kaldırması ve tehdit kar bir bakış ile bunu desteklemesi de şiddet olarak sayıla bilir. Bu örnek de psikolojik şiddet ile işaretler ile yapılan şiddet bir arada bulunmakta dır.

Tanımımızda belirttiğimiz üzere sadece insanlar arasında olmayan şiddet canlı diğer varlıklar ve kuruluşlara karşıda yapıla bilmektedir.

Örnek vermek gerekirse ; Pikniğe çıkan bir ailenin bireylerinin etrafda ki doğa örtüsüne zarar verici hal ve hareketlerde bulunması fiziksel şiddetin canlı diğer varlıklara olan modeli olarak örneklendirilebilir. Sözel şiddet de ise bir evcil hayvan sahibinin, bu evcil hayvanımız bir köpek olsun, eğitim vermek, yaptığı bir hareketi yanlış olduğundan cezalandırmak, yada sahibinin kim olduğunu kime itaat etmesi gerektiğini öğretmek amacı ile sözel olarak yüksek sesle komutlar yada azarlamalarda bulunması örnek teşkil edebilir. Aynı örneğimizde fiziksel şiddet de uygulanabilir. İşaretsel olarak hayvanlara şiddet uygulamak pek tabi mümkündür. Belli hareketlerde dayağa maruz kalan hayvan birkaç tekrardan sonra bir takım el kol hareketlerinin ona yine dayak atılacağını anımsatması ve o hareketleri görmesi ile çeşitli tedirginlik yada bulunduğu yerden kaçma eğilimi göstermesi buna örnek olabilir. Psikolojik şiddet de yapılan bilimsel deneylerde canlı diğer varlıklara uygulanabildiğini göstermiştir. Sürekli aynı kişi tarafından şiddete maruz kalan evcil hayvanımız bundan sonraki diğer kendisine sürekli şiddet uygulayan kişiyi gördüğünde psikolojik olarak tedirginlik ve kaçma eğilimi gösterebilir. İşaretsel şiddet örneğindeki durumda da evcil hayvanımız aynı zamanda psikolojik şiddete de maruz kalmakdadır.

Bir kurum yada kuruluşun,kişi yada kişiler hatta diğer kurum yada kuruluşlar tarafından da şiddete maruz kalabileceğini tanımımızda belirtmiştik.Bu konuda da örnek vermek gerekirse ; iki rakip firma arasındaki rekabetten ötürü firmaların bir birlerini karalayıcı yada engelleyici hal ve hareketleri buna örnek teşkil etmektedir. Bir firmanın televizyon reklamlarında firmanın ülkenin en iyi ürününü çıkarmasının lanse edilmesi diğer firmalara uygulanan şiddet olarak nitelendirilebilir yada bir ürünün emsallerinden daha kaliteli olduğunun iddia edilmesi ve diğer ürünlerin işe yaramaz olduğunun dikte edilmesi de kurum yada kuruluşların bir birlerine şiddet uyguladığının örneği olabilmektedir. Amaç bu reklam yada tanıtımlarla pazar payının yükseltilmesi yani üstünlük elde edilmesi değimlidir? Aynı kurum ve kuruluşlardan maddi çıkar sağlamak amacı ile kişi yada kişiler tarafından tazminat davalarının açılması, çeşitli görüş yada düşüncelerin eğilimi içerisinde kurum yada kuruluşlara karşı protesto yapılması kişi yada kişilerin kurum yada kuruluşlara uyguladığı şiddet olarak nitelendirilebilir.

Kitle iletişim araçlarında gösterilen programların bireylere ve topluma çeşitli menfi durumların elde edilmesi adına bir takım görsel ve sözel şiddet hareketlerini uygulamaları.İzleyici kitlesine, çeşitli programlarla ürün yada üretici kuruluşların tanıtılması daha fazla Pazar payının elde edilmesi amacı ile ısrar ve sürekli tekrara dayalı olarak yönlendirici bilgi içeriği sunulması da kurum ve kuruluşların, kişi yada kişilere şiddet uygulaya bileceğine örnek olabilmektedir.

Genel olarak baktığımızda ve örnekleri detaylandırarak çoğalttığımızda , şiddet; kişi yada kişilerin,kurum yada kuruluşların bir birlerine yada yaşanılan doğa,hayvanlar ve diğer yaşam koşullarına karşı uyguladıkları bilinçli olarak yapılan çeşitli amaçlar adına çıkar elde etmek, onlara karşı üstünlük yada hakimiyet kurmak,istenilen hal ve hareketlerin elde edilmesini sağlamak,imtiyaz yada ayrıcalık sağlamak, saygınlık yada sevgi kazanmak, kısacası maddi ve manevi çıkar ve menfaatlerin elde edilmesini sağlamak amacını güden davranışların tümüdür demek doğru olabilir.


Kişilerin beslenme ve bakım gereksinimlerini karşılayan, güven duygusu veren, beden ve akıl sağlığını koruyan ve geliştiren bir birim olması gereken aile, çoğu kez, her çeşit şiddetin beslendiği ve uygulandığı tek odak olmaktadır. Aile dışında gerçekleşen şiddet için toplum sorumlu tutulurken, aile içinde oluşan şiddet gizli kalmakta, özel hayat olarak kabul edilmekte, çoğu kez de olağan ve yasal olarak karşılanmaktadır. Aile içi şiddet ile ilgili olarak gelişen kamuoyu bilinci ise çok değişkendir. Böyle bir şiddetin varlığına inanmama ve inkar etme şeklinde görüşler olabildiği gibi, bu tür bir şiddeti onaylayan görüşler de olabilmektedir.

Şiddet , insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine, yaralanmasına ve sakat kalmalarına neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür.

Aile içi şiddet ise bu tür bir hareketin aile içinde gerçekleşmesi durumunu ifade eder.
Aile içi şiddet büyük bir oranla kadına ve çocuklara yöneliktir ve bu şiddeti gerçekleştiren kişi de erkektir. Psikiyatrik hastalar tarafından bildirilen fiziksel ve cinsel şiddet eylemlerinin % 90’ı aile bireyleri tarafından yapılmıştır.

Çocuğun ruhsal ve bedensel bütünlüğünü bozucu davranışların tümü ise çocuk istismarı olarak tanımlanmaktadır. Bu alanda sık kullanılan diğer bir kavram ise çocuk ihmalidir. Bu ise, ana ve babaların çocukların bakım, beslenme, barınma, ısınma, giyinme, sağlık ve eğitim ile ilgili gereksinimlerini karşılama gibi temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamamaları veya bu konularda hatalı tutum sergileyip, çağdaş bilgileri kullanmamaları anlamındadır.

ŞİDDETİN NEDENLERİ

Şiddet nedenleri çok çeşitli ve karmaşıktır. Kolay anlaşılabilmesi açısından genel anlamıyla şiddetin, özel anlamıyla ise aile içi şiddetin nedenlerini, biyolojik nedenler, psikolojik nedenler ve sosyal nedenler olmak üzere üç ana başlık altında toplamak mümkündür.

1-Aile İçi Şiddetin Biyolojik Nedenleri:

Biyolojik nedenler arasında, erkeklik hormonlarının etkisi, şizofreni, paranoid şizofreni gibi bazı akıl hastalıkları ile antisosyal kişilik bozukluğu gibi bazı ruhsal bozukluklar sayılabilir. Saldırgan yani şiddeti uygulayan aile bireylerinin büyük oranlarda erkek oluşu ve bu saldırgan davranışların ilerleyen yaşla birlikte azalmaya başlaması, erkeklik hormonlarının şiddet davranışında etkili olduğunu düşündürmektedir. Hezeyanlar, hallüsinasyonlar (gerçekte var olmayan şeyleri görme, duyma veya kokusunu alma), gerçeklikten uzaklaşma, duygusal cevapların kaybı, sosyal ilişkilerin bozulması gibi belirtilerle ortaya çıkan şizofreni ve bunun özel bir çeşidi olan şüphe, kıskançlık, kendini beğenmişlik gibi duyguların ön plana çıktığı paranoid şizofreni diye adlandırılan akıl hastalıkları da biyolojik nedenler arasındadır. Sorumsuz, tepkici ve düşüncesiz hareket etme, vicdansızca ve suç niteliğinde davranışlar gösterme ve bunlardan hoşlanma biçimindeki tutumların görüldüğü antisosyal kişilik bozuklukları da şiddetin biyolojik nedenlerindendir.

2-Aile İçi Şiddetin Psikolojik Nedenleri:

Sürekli olarak, aile içi şiddete maruz kalan yani eşlerinden dayak yiyen kadınlar, böyle olmayı seçmemişlerdir. Şiddet uygulayan çoğu eş, aile birliğinin ilk dönemlerinde bunu uygulamaz. Ne zaman arada derin ruhsal bağlar kurulmaya başlar, işte o zaman şiddet eğilimleri kendini gösterir. İlk şiddet atağı, şiddete uğrayan eş için bir sürpriz olur ve hiç bir şekilde şiddet eğilimi olarak yorumlanmaz. Ancak gerçek, şiddetin doğasının zaman içinde artmaya meyilli olduğudur. İlk yaralanmalar hafif ve önemsiz olarak kabul edilir ve şiddete uğrayan eş, şiddeti uygulayan eşin kendisine zarar verme kastı taşımadığına inanır. Eşine karşı duygularında önemli bir değişiklik olmaz. Ancak şiddetin boyutu ilerlediğinde, şiddete uğrayan eşin duygusal bağı giderek zayıflar, fakat eşini terk etmesi durumunda daha büyük bir şiddet atağı ile karşılaşma korkusu artar. Buna sosyal kurumlardan destek alamama endişesi de eklenince, şiddete maruz kalan eş, yıkıcı bir evlilik tuzağı içinde kendisini hapsedilmiş bulur. Şiddeti uygulayan kişiler, uyguladıkları bu şiddet karşısında elde edecekleri kazancın, şiddetin maliyetinden daha fazla olduğunu düşünürlerse, şiddeti uygulamaya devam ederler.Erkekler niçin kadınları döverler? Çünkü bunu yapabilirler…. Erkekler için eşlerini dövmenin kazançları; duygusal baskıları ortadan kaldırmak, hayal kırıklıkları için bir çıkış yolu bulmak ve kendi isteklerinin gerçekleşmesini garanti altına almaktır. Buna karşılık maliyet oldukça düşüktür. Çünkü: Kadınlar gerek fiziksel, gerekse ekonomik açıdan yetersiz olduklarından buna karşı koyamazlar, toplum bu olguya aile içi özel mesele gözüyle bakar ve koruyucu toplumsal örgütlerin çabası sınırlıdır. Şiddeti uygulayan kişinin karşılaşabileceği en ciddi maliyet , eşin boşanma yoluyla kaybedilmesidir ki, bu da çoğu kez , şiddet uygulanmasının arttırılması yolu ile kontrol altına alınır.

3- Aile İçi Şiddetin Sosyal Nedenleri:

Şiddet uygulama, öğrenilebilen bir davranıştır. En önemli öğrenme kaynağı ise, şiddeti uygulayan kişinin kendi ailesidir. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde, aile içi şiddetin uygulandığı bir ortamda yetişenlerin, şiddet gösterme eğilimine sahip oldukları gösterilmiştir. Ayrıca şiddetin, toplum tarafından paylaşılan bir değer yargısı olarak kabul edilmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılması da sosyal bir neden olarak kabul edilmektedir. Toplumların sahip oldukları iletişim becerilerinin yetersizliği, duygu ve düşüncelerin kışkırtıcı biçimlerde ifade edilmesi alışkanlığı, bilinçsizce yapılan suçlamalar, hatalı namus ve ahlak anlayışları da şiddetin sosyal nedenleri arasında sayılabilir. Yoksulluk, hayat karşısında şanssız olmak, beklentilerin ve kazanılmış niteliklerin yoksunluğu gibi sosyo-ekonomik baskı unsurları da şiddet uygulamasına neden olabilir. Alkol ve madde bağımlılığı olan kişiler ise gerek bu sosyal faktörlerin gerekse kullandıkları bağımlılık yaratan maddelerin neden olduğu ruhsal etkiler sonucunda şiddet uygulamaya daha çok yatkındırlar.

Bakınz, Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son Günü

Dünya Kadınlar Günü | 8 Mart – Türkiye’de 8 Mart Kadınlar Günü – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

(Visited 2 times, 1 visits today)


Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 20.12.2007 tarihinde hale tarafından, Felsefe - Sosyoloji - Hukuk Konu Anlatımları bölümünde paylaşılmıştır ve 7696 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 13 adet mesaj daha bulunmaktadır.

[Sosyoloji] Şiddet Nedir? | Şiddet Kavramları Ve Toplumsal Etkileri - Kadına Şiddet - Kadınların Öldürülme Gerekçeleri orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki MakaleBöbrek Ve İdrar Yolu Taşları - Üroloji Hastalıkları | Belirtileri - Tanı - Tedavi Yöntemleri - Takipleri Sonraki MakaleVerimli Ders Çalışma Programı | Çalışma Ortamına İlişkin Düzenlemeler

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz