Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 9052 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 27.01.2020 06:06

Nasıl Okumalıyız? | Büyük Yazarlar, Ömürlerinin Yarısını Okumakla Geçirmişlerdir


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 04.07.2008 tarihinde Sema tarafından, Güzel Türkçe'miz | Türkçe Dilbilgisi bölümünde paylaşılmıştır ve 1491 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


Nasıl Okumalıyız?


Okuma tutkuların en asilidir. Ekmek nasıl bedeni beslerse Alphonse Karr, okuma için, “Tatlı tatlı kendinden geçme” demiştir. Büyük yazarlar, ömürlerinin yarısını okumakla geçirmişlerdir. Montesquie “Çeyrek saatlik okumanın gideremediği kederim olmamıştır.” der. Bir kitap, her zaman güvenebileceği bir dosttur. Yas içindeki bir ahbabına, Alphonse Daudet “Güzel kitaplar okuyun.” diye yazmıştı.

İyi olarak bilinen bir kitabı okurken isteksizlik duyarsanız kendinizi zorlayın. Sevmediğinizi anlamaya kendinizi alıştırmalısınız ki, anlamamış olduğunuzu sevebilesiniz. Zihnin kendine göre haksızlıkları, taraf tutmaları, içgüdüsel çekinmeleri vardır. On yıl önce çekemediğiniz bir kitabı beğenir veya eskiden okuduğunuzu yavan bulursunuz.

Bir kitabı okumadan köşeye atıp mahkûm edenler vardır. Gerçek okuyucular, hoşlarına giden kitaplardan bile ağır başlı bir dille bahsederler. Kendilerini naza çekenler, ancak sahte okuyuculardır. Goethe’nin şu sözünü asla unutmayalım: “İçinde bir iyi tarafı bulunmayacak kadar kötü kitap yoktur.” Okumadığını söylemek cesaretini gösterecek az insan vardır. Bu gibilere Rousseau’yu, Montesquie’yü, Chateaubriand’ı övün. Okunmamış olduklarından, küçümser bir edayla cevap verirler.


Goethe, ömrünün son yıllarında, 1839’da “Okumayı öğrenmek, sanatların en gücüdür… Hayatımın seksen yılını bu işe verdim. Yine de kendimden memnun olduğumu söyleyemem.” demiştir.

İşte şimdi önemli bir soruyla karşılaşıyoruz: Çok yazar mı okumalı, yoksa az yazar mı?

Plinius’a bakılırsa, “Yazarları çok okumalı, fakat çok yazar okumalı”dır. Bu, şu demektir: “Yalnız iyi kitaplar okuyun.” Seneca’nın bu hususta fikri katidir. “Bir sürü yazar ve her neviden eser okumak, kararsızlığa ve maymun iştahsızlılığa işarettir. Her zaman okuyabileceklerinden istifade edebileceğin bir kaç yazar seç ki, onlardan sana hatıra elde edebilesin. Ömrü yolculuklarda geçen biri, binlerce ev sahibi olabilir ama, ama bir tek dostu bulunmaz. Bir tek yazara bağlanmayı ihmal edip, hepsine birden göz gezdireyim diyenin başına aynı hal gelir.”

Pepit de Julleville, öğütlerinde bu kadar ileri gitmiyor. Kitapların çokluğu onu korkutmuş değildir: “Zanneder misiniz ki”, diyor, “Gayretli öğrenci günde hiç olmazsa bir saatini okumaya veremez?” Tatilin en aşağı üç ve dört günü bu işe tahsis edilemez mi? Hâlbuki ortalama bir hesapla, günde bir saat, yılda 365, dört senede 1460 saatte, yavaşça, hatta elde kalem olmak üzere, her biri 500’er sayfalık 80 tane kitap okunabilir. Sekizinci sınıfa girerken, mahdut ve akıllıca tasarlanmış bir okuma planını takip eden öğrenci, dört yılsonunda, kompozisyon dersi için son derece kıymetli bir “ilk bilgi” hazinesi elde etmiş olur.

Şimdi nasıl okumak lazım geldiğini söyleyelim:

Sayfaları gelişi güzel karıştırıp, sonradan ciddiyetle hüküm verenler vardır. Bunları hesaba katmayalım.

Diğeri, bütünü hakkında bir fikir edinmek için kitaba bir göz atıp sonradan onu yeniden ele alır. Bir daha okur, inceler; usul iyidir. Mamafih ikinci defa okumak mecburiyetinin insanı yıldırmaması içim ağır ağır, üzerinde dura dura ve baştan sona kadar bir defa okumayı tercih ederim. Tabiatıyla bu, ikinci okumadan kaçınma manasına gelmez. Bir yazarı tanıma yolunda yavaş yavaş ilerlemek son derece faydalı bir zevktir. Kendi hesabıma ben, ağır okumayı tabiat edindim ve bundan da zarar görmedim. Hiç bir zaman elimde kalemle okumadım. Not alarak alıkonulacak veya estetik zevkine varılacak yerlerin zevkine varılacak yerlerin altını çizmekle yetinirim. Okuma bitince, birkaç gün sonra bile olsa, yazarın ismini taşıyan bir fişin üzerine eserin özetini çıkarır, tenkitçi gözüyle kendi düşüncemi yazar, incelenecek veya zikredilecek yerleri gösteririm. Bu usul bana iyi görünüyor ve zaten birçok kimselerin bundan başka bir usule müracaat ettikleri yoktur. Asıl olan, işi yarıda bırakmamaktır. Bir eserden edinilecek tesirin iyiliği veya kötülüğü, okumaya ara verip vermemeye bağlıdır. Zannımca ezber öğretmekten kaçınmalıdır.

Okuma şekli her insanın mizacına göre değişir. Fakat ne olursa olsun, tekrar okumak her zaman için şarttır. Kabiliyetin derecesi tekrar okumakla anlaşılır. Yavan eserleri tekrar okumayı arzu etmeyiz. Bir eserin iyi olup olmadığını mı bilmek istiyorsunuz? Birkaç ay sonra tekrar ele alın. Kötüyse ikinci defa okunmaya gelmez. İyi ise, yepyeni bir tatla karşınıza çıkar.



Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 04.07.2008 tarihinde Sema tarafından, Güzel Türkçe'miz | Türkçe Dilbilgisi bölümünde paylaşılmıştır ve 1491 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 1 adet mesaj daha bulunmaktadır.

Nasıl Okumalıyız? | Büyük Yazarlar, Ömürlerinin Yarısını Okumakla Geçirmişlerdir orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki MakaleAtatürk'ün Çalışma Arkadaşları | Hüseyin Rauf Orbay (1881-1964) Sonraki MakaleBatı Edebiyatı Nedir? | Yunan Edebiyatı - Alman Edebiyatı - Amerikan Edebiyatı - Fransız Edebiyatı - İspanyol Edebiyatı - İngiliz Edebiyatı - İtalya..

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz