Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 9052 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 27.01.2020 06:06

Levantenler – Tatlı Su Frenkleri | Osmanlı Döneminde İstanbul’a Kalıcı Olarak Yerleşmiş Avrupalılar – 19. Yüzyılda Pera Ve Galata’daki Levantenler..


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 05.11.2008 tarihinde Hale tarafından, Büyük Osmanlı İmparatorluğu bölümünde paylaşılmıştır ve 1413 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


Levantenler – Tatlı Su Frenkleri

Tatlı su Frengi, çoğulu Tatlı su Frenkleri veya Levantenler Osmanlı döneminde İstanbul’a kalıcı olarak yerleşmiş ve yerli halkın bir parçası haline gelmiş olan Avrupalılara verilen isimdi.


Bu terimin amacı İstanbul’a kalıcı olarak yerleşmiş Frenkleri (Avrupalılar), geçici olarak İstanbul’da bulunan Frenklerden ayırmaktı. Tatlı su Frenkleri İtalyan, Fransız, Maltalı ve diğer Batı Avrupalı insanların yerli Hristiyanlarla kaynaşması sonucunda oluşmuş bir topluluktu. Bazılarının anne veya babalarından biri Avrupa kökenli, diğeri ise yerli Hristiyan oluyordu. Çoğunlukla Pera (Beyoğlu) semtinde oturmayı tercih ederlerdi. Yerli azınlıkların sadece Ortodoks veya Yahudi olmalarına karşılık Levantenlerin arasında Protestan ve Katolikler de vardı.

Özellikle 18. yüzyıldan sonraki batılılaşma sürecinde Levantenler Osmanlı halkının örnek aldığı insanlardı. Onların giyimleri, kullandığı mobilyalar, çatal bıçak kullanmaları batılılaşma arzusu içindeki yerli halk tarafından taklit edilmekteydi. Cumhuriyetin ilanından sonra azınlıklarla birlikte Tatlı su Frenkleri de İstanbul’u terkettiler.


İzmir’li bir levanten bayan

Fransızca’ya 1575’de giren Levanten sözcüğünün anlamı Ortadoğulu, Yakındoğulu, Doğu Akdeniz ülkelerinden olandır. Ana Britannica, Levanten’i (Levantine yazılır Lövanten okunur) “Osmanlı döneminde, özellikle Tanzimat sonrasında İstanbul’da ve büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Müslüman olmayan azınlıklar” diye tanımlamaktadır.

İzmir sadece bugün değil, geçmişte de Anadolu’nun önemli ticaret ve ihracat merkezlerinden biri olagelmiştir. İzmir’in dünya ticareti açısından yıldızı 17. yüzyılın ortalarına doğru parlamış ve burası belli başlı Avrupa ülkeleriyle Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ticaretin en işlek noktalarından biri haline gelmiştir. İzmir batılı gezginlerin şehirdeki ticari hareketlilikle, çevrenin zenginliğini ve ticaretle uğraşanların ekonomik düzeyinden övgüyle söz ettikleri görülebilmektedir. 18. yüzyılda İzmir pek çok Avrupalı tüccar ve şirketlerini mıknatıs gibi kendisine çekmeye başlamıştır. İzmir’e yerleşen Avrupalı tüccar, çerçiler ve aracılarla birlikte doğuya uzanan vadi ve ovalara yayılan bir komisyoncular ve toptancılar ağı da kurmaya başlamıştı.

İzmir’deki yabancılar birlikte yaşama ve birbirleriyle evlenmeler sonucunda, kendi etnik kökenlerinin özelliklerini yitirmişlerdi. Bu evliliklerin bazen Rum ve daha seyrek de olsa Ermeni kızlarıyla gerçekleştirilmesi, Avrupalıların doğu alışkanlıklarına yakınlaşmalarını sağlamıştı. Bunun yanı sıra Levanten ailelerin hepsinin İzmirli, ya da adalı Rum hizmetçileri ve dadıları vardı. Bu durum çocukların yetişme biçiminde etkili olmaktaydı. Bu nedenle Rumca, etnik kökenleri farklı olan Levantenlerin ortak anlaşma lisanı haline gelmiştir.

Sayılabilecek bazı Levanten Aileler arasında Van der Zee, Reggio, Penetti, Missir, Maltass vb. sayılabilir.

19. Yüzyılda Pera ve Galata’daki Levantenler

Osmanlı Dönemi’ndeki şehir toplumunda en az araştırılmış etnik ve dini gruplardan biri de Levantenlerdir. Katolik dinleri, sıkı aile birliği ve ortak ticari yatkınlıkları ile tanılan bu grup, diğer gayri Müslim topluluklara karşı, kendine mahsus bir millet oluşturmamaktaydı. Bundan ziyade, Levanten topluluğunun çoğu üyeleri diğer Avrupa devletlerinin koruması altında olup, hatta onların vatandaşlıklarını bile taşıyorlardı. Levantenler sosyal ve ticari bir gerçek olmalarına rağmen, diğer devletlerle olan bağımlılıklarından dolayı tamamen yabancı ve Osmanlı zamanındaki şehir toplumunun bir parçası olmayan bir gurup olarak göz önüne alınıyorlardı.
Levant topluluğunun ulusal gruplaşması birçok yüzyılın sonucudur. Levantenlerin kökü orta çağ zamanında Ege bölgesine yerleşen Venedikli ve Cenevizli göçmenlerden sonraki Yunan nesilleridir. Yeni Çağ’ın başında bu köke Fransa, İtalya, İngiltere, Hollanda ve Kutsal Roma İmparatorluğu’ndan gelen göçmenlerde eklenmiş. 19. yüzyılın ilk yarısında Batı Akdeniz bölgesinden gelen göçmenler (Maltalılar, Dalmaçyalılar ve İyoniyen Adalarından gelen Yunanlılar) evlilik vasıtasıyla bu eski oturaklı topluluğun bir parçası olmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşmesine katkıda bulunan kalifiye teknisyen ve uzmanların göçünden dolayı, gelişmekte olan bu entegrasyon mekanizmaları dengesizliğe uğramıştır.


Yeni göçmenler Avrupalı olarak kendilerini Osmanlı toplumuna ve bilhassa “doğulu” olarak göz önüne aldıkları Levantenlere karşı ayırt ediyorlardı. Levantenler iki ayrı kültürel ve toplumsal birleşme noktasının ortasında yaşayıp, bunların avantajlarını ustaca kullanmayı biliyorlardı: Kapitulasyonların altında bulunarak, Osmanlı Devleti’nde bir çok ekonomik avantajlar ile beraber, adli yasaların kapsama alanı dışında olma imkanına sahiplerdi. Avrupa devletlerinin konsolosluk yargısına bağlı olmalarına rağmen, bu ülkelerde ne askeri hizmet, ne de vergi zorunlulukları vardı.

19. yüzyılın ilk yarısında vatandaşlığı değiştirme kolaylığı olduğundan, Levantenler ticari ve ekonomik avantajlarını daha uygun şartlar altında sunan koruyucu devletlerin vatandaşlığını sahiplenebiliyorlardı. 19. yüzyılın ikinci yarısında ise, bu kolaylık toplumsal laikleşme ve milliyetçilik çerçevesinde hem Avrupa devletleri, hem de Osmanlı İmparatorluğu tarafından kısıtlandı. Özellikle Avrupa’daki koruyucu devletlerin bu ulusal dini topluluğun kimliğini etnikleştirme çabasını gösteriyordu. Levantenlerin ise hukuki ve ekonomik ayrıcalıkları kaybetmeden Osmanlı topluluğuna daha sıkı bir bağımlılık gösterme imkanı yoktu.
1914 senesinin sonbaharında Osmanlı İmparatorluğu’nun tek taraflı imzaladığı kapitülasyon anlaşması, Levantenlere eşsiz bir darbe olmuştur. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yasal kararlar, yabancı uyruklu vatandaşları sıkı bir tahdit altına koymasıyla, bunların Avrupa’daki koruyucu devletlerine iltica etmelerine sebep olmuştur. Yeni etnik bir şekil alan Türk toplumunda, Osmanlı zamanının değişik etnikli ve dini kökenli toplumunun bir kalıntısı olan Levantenler için artık yer kalmamıştı. Öteki Hıristiyan topluluklardan farklı olarak Levantenlerin toplumdan kayboması hukuki ve ekonomik baskı sonucunda gerçekleşmiştir.

Oliver Jens Schmitt

(Visited 7 times, 1 visits today)


Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 05.11.2008 tarihinde Hale tarafından, Büyük Osmanlı İmparatorluğu bölümünde paylaşılmıştır ve 1413 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 1 adet mesaj daha bulunmaktadır.

Levantenler - Tatlı Su Frenkleri | Osmanlı Döneminde İstanbul\'a Kalıcı Olarak Yerleşmiş Avrupalılar - 19. Yüzyılda Pera Ve Galata’daki Levantenler orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki MakaleAtatürk'te İnsan Sevgisi | Atatürk'ün İnsanlık İdeali - Atatürk'ün Evrensel Etkisi - The Humanism Of Atatürk - Abstract Sonraki MakaleVefa Lisesi | 1872’de Kurulan Anadolu Lisesi Statüsündeki Ortaöğretim Kurumu

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz