Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 9052 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 27.01.2020 06:06

[Felsefe] Dil Felsefesi | Felsefenin Dil İle İlgilenen Dalı – Dil Felsefe Tarihi – İdeal Dil Felsefesi – Normal Dil Felsefesi


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 11.10.2010 tarihinde Hale tarafından, Felsefe - Sosyoloji - Hukuk Konu Anlatımları bölümünde paylaşılmıştır ve 1468 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


:z08: Dil Felsefesi

Dil felsefesi, dil ile felsefe arasındaki ilişki temelde felsefecilerin dili kullanarak felsefe yapmalarından kaynaklanmaktadır. Özelde ise, dil felsefesi başlığı altında dilin özü, anlamı, kökeni ve yapısı felsefî açıdan sorgulanmaktadır.


Bir araştırma konusu olarak, analitik filozoflar, dil felsefesinin dört temel merkezi sorunu olduğunu varsayar: anlamın doğası, dil kullanımı, dil bilişselliği, dil ve gerçek arasındaki ilişki. Kıta Avrupası filozofları için, dil felsefesi aynı zamanda mantık, tarih ve siyasetin bir parçasıdır.

Dil Felsefe Tarihi

Yüzyıllık bir geçmişi vardır ama dil eski çağlardan beri filozofların ilgisinin çeken bir konu olmuştur. Yunan dünyasında adlarla adlandırılan nesneler arasındaki ilişki önemli tartışma konularında biridir(1). Felsefe tarihinin dille ilgili en eski tartışması olan bu tartışmada bir taraf, bu ikisi arasındaki ilişkinin doğal olduğunu, adların adlandırdıkları şeylerin özünü yansıttıklarını, bunu da adlandırdıkları şeyleri sesler aracılığıyla taklit ederek yaptıklarını ileri sürer. Felsefe tarihinde Pythagoras’a kadar geri götürülen bu doğalcı görüşe karşılık, Demokristos’a kadar götürülen karşı görüş uylaşımcılık, bu ilişkinin uylaşımsal olduğunu, adların nesnelere rast gele verdiklerini ileri sürer. Platon’un Kratylos diyaloğunda ayrıntılı bir biçimde işlediği bu tartışmanın arkasında, aslında, Eskiçağlardan bugüne sürekli sorulan bir soru vardır: Dil ile dünya arasındaki ilişki nedir? Aristoteles ile Ortaçağ filozoflarının düşünmenin yapısını, Aydınlanma dönemi filozoflarının bilginin kaynağını ve bilme yetisinin sınırlarını araştırırken değişik biçimlerde sordukları soru bundan başka bir soru değildir aslında.
Ne var ki, Eskiçağdan 20. yüzyılın başlarına dek, Frege ile Russell’ınkiler içinde olmak üzere, yapılan bütün araştırmalar, doğrudan doğruya dilin yapısını anlamak için yapılmış araştırmalar değildir. Dolayısıyla onları dil felsefesi araştırmaları görmek görmek yanlış olur. Doğrudan doğruya dilin kendisinin bir sorun olarak görülmesi Gottlob Frege ile Russel’ın çalışmalarının, felsefenin dili konu edinen ayrı bir alanı olarak dil felsefesinin doğuşu ise Ludwig Wittgenstein’ın ilk dönem çalışmalarının bir sonucudur.


Dil felsefesinin yüz yıllık kısa tarihinde yanıtı aranan iki ana soru vardır. Bu iki ana soru filozofların dil felsefesi tarihi içinde ele aldıkları iki ana soru olma ötesinde, dil felsefesinin iki ana sorusudur. Bryran Magee’nin bakışıyla, dil kullanıldığında karşımıza çıkan iki uçtan, yani üzerine konuşulan dünyayı gösteren ‘özne’ ucundan çıkan iki ana sorudur bunlar. Tarihsel olarak bakıldığında başlangıçta ele alınıp yanıtı verilmeye çalışılan soru ‘nesne’ ucundan çıkar ve felsefe tarihinin o eski bildik sorusunu sorar: Dil ile dünya arasındaki ilişki nedir? Ancak bu sorunun yanıtını arayanlar bununla yetinmezler, bir de ikisi arasında kurdukları (ya da götürdükleri) ilişkiden bir anlam kuramı türetirler. Frege ile Russel, ilk dönem çalışmalarıyla Wittgenstein, başta Rudolph Carnap olmak üzere mantıkçı pozitivistler, günümüzde Willard van Orman Quine ile Donald Davidson bu çizgide ürün veren kişilerdir.

Dil kullanımında ‘özne ‘ ucundan soruya gelince, bu 50’li yıllarda sorulmaya başlayan, dilsel davranışın nasıl bir davranış olduğu sorusudur. Dilin kullanım yönüne dikkat çekmesi ve dili bir insan davranışı olarak incelemenin öneminin vurgulaması bakımından ikinci dönemindeki Wittgenstein ile de ilişkilendirilebilecek bu çizgi, dil ile dünya arasındaki ilişkinin ne olduğu sorusunun yanıtını aradıkları bu sorunun bir parçası olarak görür ve dilin dünyasıyla ilişkisini, dilse davranışı yöneten kurallarının belirlediğini ileri sürer. Bu çizginin önemli bir özelliği de dilsel davranışı yöneten kuralları ortaya çıkarmaya yönelik araştırmayı, anlam sorunun çözümüm olarak görmesidir. John L. Austin ile John R. Searle bu çizgide yer alan kişilerdir. Dil felsefesiyle ortak konuları olan diğer felsefe dalı Zihin Felsefesi!dir.

Dil felsefesi

Dil felsefesi, felsefenin dil ile uğraşan bir dalıdır. Örneğin dil, bilinç ve gerçeklik arasındaki bağlamları ele alan bir felsefe dalıdır. Bu noktadan iki araştırma alanı ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki dil ve gerçeklik arasındaki ilişki, ikincisi de dil ve bilinç arasındaki ilişkidir. Bundan dolayı dil felsefesi bilgi kuramsal felsefenin (epistemoloji) birbirine komşu alanlarının ve akıl odaklı felsefenin yakın bağlamında yer almaktadır.

Dil felsefesi dil analizi ile aynı değildir. Kavram analizi olarak da bilinen dil analizi Sokrates’ten bu yana bilinen bir felsefi yöntemdir ve bu içerisinde felsefi uygulamanın farklı alanlarının bulunduğu felsefi bir yöntemdir.

Dil felsefesi içerisinde bu yöntem özellikle dili tanımlamakta kullanılan kavramların analizi için kullanılmaktadır. Örnek olarak “anlam, anlayış” gibi kavramların analizi için kullanılmaktadır.

Dil felsefesi aynı zamanda da dilbiliminin bir alt alanıdır. Dil felsefesi hem yöntemleri büyük ölçüde deneysel olan genel dilbiliminin, hem de gösterge ve gösterge sisteminin kuramı olan gösterge bilimin (semiyotik) bir dalıdır.


Dille bağlantıları

Dil felsefesinde dil için temel olarak iki farklı bağlantıdan söz edilebilir: Bunlar ideal dil felsefesi (Ideal Language Philosophy) ve normal dil felsefesi (Ordinary Language Philosophy) olarak adlandırılmaktadır. Her ne kadar bunlar tarihsel açıdan çelişkili olarak görülseler de, her iki bağlantı ve her ikisinin de bilgileri birine ve diğerine birlikte bağlıdırlar.

Anlam

Geleneksel anlam kuramları bir nesnenin anlamıyla birlikte tanımlandığından yola çıkar; ama bu kuramların, bazı anlatımların bir cümlede hiçbir şey ifade etmediğine ilişkin bir sorunu vardır. Örneğin; “Pegasus kanatlı bir attır” cümlesinin bu kuramlara göre hiçbir anlamı yoktur. Bunun gibi, hiçbir şey ifade etmeyen bağlaç ve ilgeçlerin olduğu anlatımlarda da durum böyledir. Bu örnekteki Pegasus da tamamen tasavvur edilen kurgusal bir figürdür.

Normal dil felsefesinin modern anlam kuramları, bir göstergenin anlamının nasıl meydana geldiğini sorgular. Böylece şu sonuca varır: Bir ifadenin anlamı nesne değildir, göstergelerin kullanımıyla oluşur.

Buna ilişkin geliştirilen farklı anlam kuramları şunlardır:

1.Ludwig Wittgenstein’ın yaklaşımı, herhangi bir açıklama olmaksızın sadece dilin tanımını ortaya koyar. Bu tanımda dil oyunu, dilbilgisi ve kural kavramları önemli rol oynar.

2.Willard Van Orman Quine’nin geliştirdiği yaklaşım, anlam kavramı yerine doğrulama kavramını benimser: Bir cümlenin ne anlama geldiği bu cümlenin nasıl doğrulandığı ile belirtilir. Quine aslında anlaşma durumundan yola çıkar: Dili tamamen yabancı olan bir konuşmacının anlatımı nasıl anlaşılır? Quine, bu durumda ifadenin anlamının belirsiz kaldığı yerde köklü bir çeviri yapılması gerektiğini vurgular.

3.Donald Davidson’ın yaklaşımı, bir dil konuşmacısının yeni bir cümleyi bir çırpıda anlayabilmesinin nasıl mümkün olduğunu cevaplamaya çalışır. Cevabı ise bir dilin bütüncül olması ve bir cümlenin anlamının bu cümlenin öğelerinin ve tamlamalarının anlamıyla belirlenmesidir. Davidson, bütüncül anlam kuramını Alfred Tarski’nin gerçeklik kuramı olarak ortaya koymaya çalışır. Davidson’ın anlam kuramı aslında yorumlama kuramıdır. O da hocası Quine gibi anlaşma durumundan yola çıkar ve köklü bir çeviri yerine köklü bir açıklama yapılması gerektiğini söyler. Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır. Michael Dummett, konuşmacının yeteneği kadar anlama ilişkin doğruluk şartlarının da önemli olduğunu söyleyerek Davidson’ın kuramına karşı çıkar.

4.Paul Grice geliştirdiği yaklaşım ile anlam kavramını çözümlemeye çalışır. Bir göstergenin ne anlama geldiği, konuşmacının onunla ne demek istediğidir; yani, konuşmacının maksadının ne olduğu ile ilgilidir.

(Visited 6 times, 1 visits today)


Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 11.10.2010 tarihinde Hale tarafından, Felsefe - Sosyoloji - Hukuk Konu Anlatımları bölümünde paylaşılmıştır ve 1468 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 2 adet mesaj daha bulunmaktadır.

[Felsefe] Dil Felsefesi | Felsefenin Dil İle İlgilenen Dalı – Dil Felsefe Tarihi - İdeal Dil Felsefesi – Normal Dil Felsefesi orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki MakaleTürkiye Cumhuriyeti Antlaşmaları - Kurtuluş Savaşı Dönemi - Ankara Anlaşması - Franklin-Bouillon Antlaşması - 1921 | Türkiye İle Fransız Hükümeti Aras.. Sonraki MakaleDünya Kadına Yönelik Şiddete Son Günü – 25 Kasım | Cinsiyete Dayanan Kadını İnciten Kadına Zarar Veren Davranışlara Son Verme Günü - Türk Tabipleri Bi..

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz