Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 9052 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 27.01.2020 06:06

Deyimler Sözlüğü | [E] El ele vermek: Güçleri birleştirip işbirliği yapmak, yardımlaşmak


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 11.01.2008 tarihinde Sema tarafından, Deyimler Sözlüğü - Güzel Deyimlerimiz bölümünde paylaşılmıştır ve 12441 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


AÇIKLAMALI DEYİMLER SÖZLÜĞÜ


Ecel aman verirse: Ölmezsem, ömür yeterse.

Ecel teri dökmek: Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.

Eceli gelmek: Ölmek, sonu gelmek, yok oluş vakti gelmek.


Eceline susamak: Ölümüne yol açacak kadar tehlikeli işlere girişmek.

Eciş bücüş: Çarpuk çurpuk, eğri büğrü, düzgün yanı olmayan, çirkin bir biçim almış bulunan.

Edebiyat yapmak: Bir işe yaramayan, konuyu açıklamaya yetmeyen, gerçeği yansıtmayan süslü, parlak ve gereksiz sözler söylemek.

Efkâr dağıtmak: Sıkıntıyı gidermek, üzüntüyü yok etmeye çalışmak.

Eğri (gözle) bakmak: Kötü düşünce besleyerek bakmak.

Ekmeğine yağ sürmek: Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek

Ekmeğini kazanmak: Geçimini temin edecek, ihtiyaçlarını karşılayacak parayı kazanmak


Ekmeğini taştan çıkarmak: En zor işleri bile yapıp geçimini sağlayacak beceriklikte olmak, her türlü işi yapmak.

Ekmek kapısı: Çalışıp para kazanılan, geçim sağlayan iş yeri.

El açmak: 1. Dilenmek. 2. Başkasının yardımını almak için yalvarmak.

El ayak çekilmek: Ortalıkta kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek.

El basmak: Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.

Elde avuçta bir şey kalmamak: Parasını, malını, tüm varlığını harcayıp bitirmiş olmak.

Elden ayaktan düşmek (veya kesilmek): Yaşlılık, hastalık sebebiyle iş yapamaz, yürüyemez, kendi işini göremez duruma gelmek.

Elden ele dolaşmak: Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek.

Elden geçirmek: Eksiklikleri düzeltmek, onarmak; denetlemek için pek çok şeyi ele alıp yoklamak, gözden geçirmek.

Ele avuca sığmamak: 1. Şımarık davranmak. 2. Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edilememek.

Elekten geçirmek: Titizlikle seçmek; iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı birbirinden ayırmak.

El ele vermek: Güçleri birleştirip işbirliği yapmak, yardımlaşmak.

El emeği: 1. Elle yapılan işe harcanan emek. 2. Elle yapılan çalışmanın karşılığı.

Eli ağır: 1. Oldukça yavaş iş yapan. 2. Vurunca çok acıtan.

Eli ayağı buz kesilmek:1. Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak. 2. Çok üşümek.

Eli darda: Geçimi için para sıkıntısı çeken.

Eli kalem tutmak: 1. Yazı yazmayı bilmek. 2. Düşüncelerini derli toplu güzel bir ifade ile yazabilmek.

Elinden tutmak: 1. Destek olmak, ilerlemesi için yardımda bulunmak. 2. Yürümesine, kalkmasına, inmesine, çıkmasına yardım etmek.

Eline düşmek: 1. Birine muhtaç olmak. 2. Yakalanmak. 3. Düşmanın ya da kendisine hıncı bulunan birinin hâkimiyetinde kalmak.

Eline düşmek: 1. Birine muhtaç olmak. 2. Yakalanmak. 3. Düşmanın ya da kendisine hıncı bulunan birinin hâkimiyetinde kalmak.

Elini kana bulamak: Birini öldürmek veya yaralamak.

Elinin hamuruyla erkek işine karışmak: Anlamadığı, bilmediği, beceremediği işleri yapmaya kalkışmak (kadınlar için).

Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak: Çok nazlı olmak, evde hiçbir iş yapmamak, zor işlerden kaçınmak.

Eli yatmak: Bir işe eli alışkın olmak, bir işi yapabilecek el becerisi bulunmak.

Eliyle koymuş gibi bulmak: Aradığı şeyi söylenen yerde çok kolay bulmak.

El kaldırmak: 1. Kendisinden büyüğe vurmak için elini kaldırmak. 2. Bir şey söylemek istediğini, oy verdiğini elini kaldırarak belirtmek.

El oğlu: 1. Yabancı. 2. Damat.

El üstünde tutulmak: Çok değer verilip sevilmek, kendisine büyük ölçüde saygı gösterilmek.

Emir kulu: Kendisine emredilen işi yapmak zorunda olan kimse. Emir kulu: Kendisine emredilen işi yapmak zorunda olan kimse.

Enine boyuna: 1. Her yönü ile, eksiksiz, bütün ihtimalleri göz önünde tutarak. 2. İri yarı, gösterişli (adam).

Ensesinde boza pişirmek: Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.

Ense yapmak: Yemek, içmek ve keyfine bakmak, hiç iş yapmamak.

Esamisi okunmamak: Adı anılmamak, değer verilmemek.

Es geçmek: Dikkate almamak, sözleri arasında o konuya dokunmamak.

Eski defterleri karıştırmak: Eski olayları, işleri bir çıkar umuduyla tekrar ele almak, yeniden gündeme getirmek.

Eski hamam eski tas: Hiçbir şey değişmemiş, eski durumda kalmış.

Eski kafalı: Yeniliğe açık olmayan, yaşayış ve düşünce itibariyle eskiye bağlı

Eski kurt: Tecrübeli, görmüş ve geçirmiş, mesleğini iyi bilen, hileyi ve düzeni deneyimi sayesinde hemen anlayan.

Eski toprak: Yaşlılığına rağmen dinçliğini, dayanıklılığını hâlâ sürdüren, gücünü kaybetmemiş kimse.

Eşeğini sağlam kazığa bağlamak: İşini güvenli kılacak önlemler almak.

Eşek şakası: Ağır, hoşa gitmeyen, incitici, kaba şaka

Eşref saat: 1. İş görecek kimsenin uysal davranacağı, aksilik çıkarmayacağı zaman. 2. Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman.

Etekleri tutuşmak: Çok telâşlanmak, heyecanlanmak.

Etekleri zil çalmak: Çok sevinmek, işler yolunda olmak.

Eti ne butu ne?: 1. İmkânları, parası az. 2. Çelimsiz, zayıf, küçük.

Eti senin kemiği benim: Çocuk velilerinin öğretmene ya da ustaya çocuğun eğitiminde kendine tam yetki verdiğini anlatmak için söylenir

Etliye sütlüye karışmamak: Kendini alâkadar etmeyen meselelerden, toplumu derinden etkileyen olaylardan uzak durmak, kaçınmak ve hiçbiriyle ilgilenmemek.

Et tırnak olmak: Sıkı bir ilişkiye girmek, birbirinden kopmam

Ettiğini bulmak: Yaptığı bir kötülüğün cezasını görmek.

Evdeki hesap çarşıya uymamak: Önceden tasarlanan, düşünülen bir iş umulduğu gibi gitmemek, başka bir yönde gelişmek.

Eyüp sabrı: Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle, en ağır ve sürekli üzüntülerden bile yakınmayanın büyük ve uzun sabrını anlatmak için kullanılır.

Ezbere iş görmek: İncelemeden, özenmeden, gerekli olan bilgiyi almadan, gelişi güzel iş yapmak

(Visited 1 times, 1 visits today)


Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 11.01.2008 tarihinde Sema tarafından, Deyimler Sözlüğü - Güzel Deyimlerimiz bölümünde paylaşılmıştır ve 12441 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 0 adet mesaj daha bulunmaktadır.

Deyimler Sözlüğü | [E] El ele vermek: Güçleri birleştirip işbirliği yapmak, yardımlaşmak orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki MakaleDiriliş - Çanakkale 1915 | Turgut Özakman - Kurtuluş Savaşı'nın Taç Kapısı, Girişi Olan Çanakkale Savaşı'nın Destanı Sonraki MakaleEski Türk Devletlerinin Bayrakları

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz