Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 9052 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 27.01.2020 06:06

Atatürkçü Düşünceye Neden Saldırıyorlar? | Öner Samanlı


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 23.05.2008 tarihinde Sema tarafından, ATATÜRK'ün Hayatı ve Hakkında Yazılanlar bölümünde paylaşılmıştır ve 1669 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEYE NEDEN SALDIRIYORLAR ?

Kirkor, Eleni, Hristo, Agop gibi adlarla değil de kulluktan-özgürlüğe, ümmetlikten-ulusluğa dönüşen, Cumhuriyet Yönetimi altında, Ahmet, Ayşe, Muhammed, Mustafa vb. adlarla tescilli, özgürlüklerini sınırsız kullanabilen, dilediklerinde camilerde ibadet edebilen, sonra da o GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK‘e, küfreden, büstlerini taşlayan, put olarak adlandıran, dinsiz ve imansız, kâfir olarak tanıtan, şarlatanların, (birkısım kendinlerini bilir meczupların) artık şapkalarını önlerine alarak, aydınlık-aydınlık, aydın-aydın düşünmelerinin zamanı çoktan gelmiştir. Bugün ATATÜRK’e dil uzatanlar, soy ağaçlarınızı iyiden iyiye irdeleyiniz, göreceksiniz ki, toprağın altında, ecdadınızdan birileri, “Şüheda çıkacak toprağı sıksan şüheda” Tanrı katında, şehitler makamındalar. Sakın ha Unutma ! . . .


ULUSAL MÜCADELE DE ULUSUN HALİ,

Bir Ulus ki; yoksun, kapitülasyonlarla istemi dışında nesillerce borçlandırılmış.

Bir Ulus ki; içten ve dıştan emperyalist güçlerin baskısı ile bunaltılmış.


Bir Ulus ki; padişahına, sen çok yaşa söyleminde.

Bir Ulus ki; Ulusal Kurtuluş Savaşımını verirken, mevzilerine düşman uçaklarından atılan fetvalarla, silahlarını bırakmaya yönlendirilmiş.

Bir Ulus ki; Ulusal Kurtuluş Savaşında, padişahınca vatana ihanetle yargılanan, halifeye karşı gelmenin Allah’a karşı gelmek olarak ilan edildiği bir ortam….

Bir Ulus ki; Fransız’a, İngiliz’e, Yunan’a, İtalyan’a teslim olmanın, milletin hayrına olacağı yönünde şaşırtılmış, inandığı dininin Halifesince aldatılan, padişahınca ve onun din bezirgânlarınca, şeyhülislamlarınca iletilen fetvalarla şaşkına döndürülmüş…

ULUSAL MÜCADELEYE İNANÇLI BİR ULUS,

Bir Ulus ki; biçarelikler arasında bağrından çıkarttığı Mustafa Kemâl’e inanmış.

Bir Ulus ki; inandığı Kurtuluş Mücadelesini, Kuvayı Milliye özünde bütünleştirmiş, inandığı özgürlük ve bağımsızlık duygularına sarılmış, inancını yitirmemiş, inandığı ulusal kurtuluşa varıncaya kadar nice şehitler vermiş, nice gazileriyle savaşımına, yengisine kadar devam etmiş, “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır” söylemince saf ve masum…


Bir Ulus ki; daha Kurtuluş Savaşının başlarında TBMM’de mebuslarınca, Mustafa Kemal’e var olan dünya doktrinlerinden birine girilmesi için baskıların yapıldığı ” Adımızı koyalım, adımızı bilelim; kapitalist miyiz, sosyalist miyiz, bolşevik miyiz, adımızı bilelim !.” sürecini yaşayan.

Bir Ulus ki; Mustafa Kemal gibi bir lideri olup da, aynı meclisteki muhalif seslere, “Efendiler, değişmelerin değişmez ve durağan kuralları yoktur. Biz benzememekle övünmeliyiz. Çünkü biz, bize benzeriz !” yanıtını verebilen.

Bir Ulus ki; ATATÜRK adlı bir önderin ardında Sevr sürecinde, ülkemizin, paylaşım anlaşmasını yok sayarak, Lozan gibi bir başarıyla Ulusal sınırlarımızı, Misak-ı Milli ruhu ve bütünlüğü ile örtüştürmüş, Türkiye Cumhuriyetini dünya coğrafyasına tescil ettiren.

21. YÜZYIL SÜRECİ ÖNCESİ VE SONRASINDA

Bir Ulus ki; Atatürk İlke ve Devrimleri ile Çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin temel taşlarını yerine oturtturmuş, Merkez Bankasında, Seksen kuruşumuzla, 1 Amerikan Doları alabildiğimiz bir süreçten, paramızı pul ettiren, dünya ülkelerinin borç bataklarına sürükleyen.

Bir Ulus ki; içerisinde Atatürk’e ve onun o ulusa yol açan düşüncelerinin, aydınlık yolunu kapatmak karatmak isteyen şaşkınları, meczupları olan.

Bir Ulus ki; içinde bir kısım bulanık görüntüler.

Onlar kim?

1) Onun çok önem verdiği, Ulus olmamızın temeli, Cumhuriyetimizi ayakta tutan en önemli biçim, din ve vicdan özgürlüğümüzün devlet yönetimimize yansıtılmamasının özü Laikliğimiz, ve bu ilkeye bir türlü ısınamayan ve sürekli saldıran İslamcılar.

2) Türkiye Cumhuriyetinin, son ve en büyük Türk Devleti olduğunun gerçeğini yadsıyarak, farklı farklı coğrafyalarda arayışı olan, Misak-ı Milli sınırları içerisinde durmayı istemeyen Türkçüler.

3) Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan sonra, Komünist bir devrim yapılmadığının sıkıntısını aşamayan, Ulus kavramımıza sahtecilikleriyle, zaman zaman sarılan, oysa insanları farklı halklara bölmek özlemiyle tutuşan, Aşırı Solcular.

4) Türkiye’mizde Ulusal bir devlet, Ulusal bir ekonomi istemeyerek, siyasi ve ekonomik olarak güçlü emperyalist dış devletlerin pazarı olmak istemiyle yanıp tutuşan, İkinci Cumhuriyetçi olarak adlandırılan başka pazarlarda Türkiye’yi Pazar yapmak isteyen, Yeni Liberaller.

5) Üstteki, görüşlerle örtüşen düşüncelerinin yanı sıra, dünyanın her tarafında bağımsız olmayan uydu devletçiklerin oluşmasını, Türkiye gibi kıtaları birleştiren bir ülkenin ise mutlaka böyle bir Uydu Devlet olması özlemini taşıyan Emperyalistler.

6) Toprak Ağaları, Aşiret Beyleri, Dervişler, Ermişler, Şeyhler, Muskacılar, Falcılar, Büyücüler, Üfürükçüler, gibi inanç ve çıkar sömürücüsü, haksız çıkar sahibi, çalışmaksızın çalışanların sırtından geçinen türlerinin eşsiz örneği, Cumhuriyet Rejimini yıkmaya yönelik düşünceleri olan, ülkemize düşman, başka ülkelere bu uğurda yeminle bağlı oldukları kuşkusuz, egemenliklerinin yasalarla önüne geçilmiş olduğu, kayıtsız şartsız egemenliğin ise halka verilmesini bir türlü içlerine sindiremeyen ve asla sindirmeleri olası olmayacak, gerçek kurtuluşun bu dünyada değil, “öbür dünyada” olduğu savındaki, Molla ve Hanedan takımları.

GERÇEĞİN ÖZÜ:

Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Doğuda-Batıda-Kuzeyde-Güneyde Osmanlı Devleti’nin işlevlerini yitirmiş az miktardaki topu tüfeğiyle, cephanesiyle, yok yoksun olarak, yorgun-bitkin-aç-susuz, bir yandan dünyanın en güçlü ordularını yenmeyi, bir yandan da iç düşmanlarla baş etmeyi becermiş bir ulusun insanlarıyla yola çıkarak, yolun sonunda mutlu Türkiye Cumhuriyeti’ni dünya coğrafyasına tescil ettiren, Mustafa Kemal‘i, düşman İngiliz Başbakanı, D. L’Lyod George bile; “Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda ne yazık Türk Ulusuna nasip oldu” diyerek saygı ile anarken ve gerçeği kabullenirken, Kirkor, Eleni, Hristo, Agop gibi adlarla değil de kulluktan-özgürlüğe, ümmetlikten-ulusluğa dönüşen, Cumhuriyet Yönetimi altında, Ahmet, Ayşe, Muhammed, Mustafa vb. adlarla tescilli, özgürlüklerini sınırsız kullanabilen, dilediklerinde camilerde ibadet edebilen, sonra da o GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’e, küfreden, büstlerini taşlayan, put olarak adlandıran, dinsiz ve imansız, kâfir olarak tanıtan, şarlatanların, (birkısım kendinlerini bilir meczupların) artık şapkalarını önlerine alarak, aydınlık-aydınlık, aydın-aydın düşünmelerinin zamanı çoktan gelmiştir.

Bugün ATATÜRK’e dil uzatanlar, soy ağaçlarınızı iyiden iyiye irdeleyiniz, göreceksiniz ki, toprağın altında, ecdadınızdan birileri, “Şüheda çıkacak toprağı sıksan şüheda” Tanrı katında, şehitler makamındalar. Yüce Allah, en çok nankör kullarından yakınır, “kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda” şairin de dediği gibi (bre meczup) bunu da unutma !

Öner SAMANLI


Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 23.05.2008 tarihinde Sema tarafından, ATATÜRK'ün Hayatı ve Hakkında Yazılanlar bölümünde paylaşılmıştır ve 1669 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 2 adet mesaj daha bulunmaktadır.

Atatürkçü Düşünceye Neden Saldırıyorlar? | Öner Samanlı orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki Makale[Hukuk] Vergi Hukuku Nedir? | Vergi Hukukunun Diğer Hukuk Dalları İle İlişkisi - Verginin Hukuki Sebepleri Ve Prensipleri Sonraki MakaleTürk Eğitim Derneği – TED | 31 Ocak 1928’de Atatürk’ün İsteği Üzerine Kurulmuş Olan Sivil Toplum Kuruluşu

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz