Bilgi Bankamız 62 Kategoride, 9052 Makale ve Konu Anlatımı içermektedir. Son Güncelleme: 27.01.2020 06:06

Arızalı Kalpler | Özen Yula – DNA Misali Kurulmuş Öyküler


İçerik Hakkında Bilgi

  • Bu içerik 20.02.2008 tarihinde Hale tarafından, Kütüphane | Okunması Gereken Kitaplar ve Kitap Özetleri bölümünde paylaşılmıştır ve 1575 kez okunmuştur.
    Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

İçerik ve Kategori Araçları


Arızalı Kalpler

Özen Yula


DNA misali kurulmuş öyküler

Özen Yula’nın “Arızalı Kalpler”i beceriyle yedirilmiş kurgu oyunlarıyla birbirine bağlanan 12 sarsıntı öyküsünden oluşuyor. Kesişen hayatlar ‘deprem’ metaforuyla dokunurken, öyküler somut olarak da depremle bitiyor.


Ilgın Sönmez

İlk hikâye açıklayıcı bir önsöz gibi.

Kitabın kurgusunu, yapısını, anlamını öykü kahramanının ağzından tartışıyor.

İlk hikâye hariç depremle bağlıyorsunuz öyküleri. Sonuncudaysa siyasi deprem oluyor!

Son hikâyede 1980 yılının 12 Eylül’ünü hazırlayan koşullar ve 11 Eylül gecesi Güneydoğuda’ki bir şehirde iki ailenin hayatındaki izdüşümler var. O gece farklı bir yaşam biçimi bıçakla kesilmiş gibi geliyor.

‘Arızalı kalp’in tanımı da ilk hikâyede.

‘Arızalı kalp’, âşık insan kalbi gibi geliyor sanki. Ya da tutku duyan insanın kalbi… Halbuki alakası yok. Aşk veya tutku güzel şeyler. Oysa belli zaman dilimlerinde belli acılar yaşamış ve kabuk tutmaya başlamış yaralarını kendi kendine kanatıp acı veren ve bunu düşünmekten vazgeçmeyen insanların kalpleri arızalı kalpler.


Neden deprem?

Somut ve soyut anlamda tüm depremleri, sonuçlarını yaşadık. Ama unutmaya çok meyilliyiz. 1999’daki ana depremi unutuyoruz. 12 Eylül’ü unuttuğumuz gibi… 12 öyküde de insanların hayatlarındaki bir takım sarsıntılar anlatılıyor. Birileri birşeyleri bırakıyor ve bir yere gidiyorlar. Dolayısıyla deprem bir metafor ancak somut olarak birleştirici unsur.

Müge İplikçi de depremi unutmak eğilimine kitabıyla direniyor ama siz daha edebi bir üslûp kullanmışsınız.

Belgesel bir anlatım yerine, hem memleket hikâyeleri anlatmak hem de insan hayatındaki sarsıntılarla depremler arasında paralellik kurarak edebi anlamda bir çentik atmak istedim. Her hikâyede tekrarlanan hilal ve yıldız tasvirleri de buna hizmet ediyor zaten.

DNA kurgusu nedir?

Çok nazik bir soru ve cevabı da çok nazik! DNA sarmaldır biliyorsunuz. Belirli yerlerde, belirli karakteristikler kendini belirli aralarla tekrarlar. Zaten ilk öyküdeki kahraman da genetik alanında uzmanlaşmış ve CIA tarafından dünyaya karşı kullanılan adamlardan birisi. Dolayısıyla farklı hilal tasvirleriyle de bir takım şeylerin farklı biçimlerde tekrarlanması söz konusu. Buna tekabül eden harfler ve yerler de saptanırsa bir DNA kurgusu çıkabilir belki de karşımıza. Çok emin değilim. Zaman kırılmaları var tabii. Ama illa böyle okumak gerekmiyor. Düz okumada da zevk alınacak bir kitap olmuştur umarım.

Başta bir Oğuz Atay alıntısı var.

“Korkuyu Beklerken” çok sevdiğim edebi metinlerden biri ve o öykünün kahramanının o alıntıyı söylediği yer çok önemliydi. Ancak bağlantıyı hem Oğuz Atay’ı hem de “Arızalı Kalpler”i okuyan insanlar kursun.

Kurguda oyun, edebiyatta matematik hesaplar meselesiyle aranız nasıl?

Oyundan yanayım ama ne anlatıldığı önemli. Oyun içinde oyun anlatılması ve biçimsel olarak yoğun kullanılması benim çok da benimsediğim bir yapı değil. Günümüzde bunu yapan çok yazar var ama biçimsel olarak hayranlık uyandıracak denemelere girişiyorlar ve sadece zekâ gösterisinden ibaret oluyor. Elinizde anlatılması gereken bir hikâye olduğunu unutmamak gerekiyor. Biçim kadar öz de önemli, bu kesin.

Cinselliği ve dilini neden bu kadar ‘sert’ kullandınız?

Edebiyatta daha önce de değerlendirilmiş bir yapı bu. Kasabalarda, köylerdeki cinsellik anlayışı elbette kendine göre ikiyüzlülükler içeriyor. Kimi zaman da çok amiyane biçimde çıkıyor ortaya. Şehre göç durumu söz konusu. İnsanlar belli alışkanlıklarını koruyorlar. Bu iki yüzlü ahlâk ve cinsellik anlayışı da olabilir. Kitapta anlatılan insanların hayatları bu tarz cinsellikler içeriyor, dolayısıyla bu anlatılıyor.

“Ay Tedirginliği” ödüllü bir metin ve farklı bir anlayışla sahnelendi. Oyunlarınızın kimlerin eline geçtiğiyle yakından ilgili misiniz?

Yeniliklere açık, cesur, denemekten korkmayan insanların eline geçmesi beni daha mutlu eder. Kendisi yaşlı olsa bile yüreği genç, hayatın dinamiklerine açık insanların ilgisine sıcak bakıyorum. Çünkü belirli bir konuma ve duruma gelmiş insanların eline geçtiğinde, onlar o kadar cesur olamıyorlar.

Edebiyatta niteliksiz işlerle nicelik patlaması yorumları sizi bağlıyor mu?

Bunu iddia edebilmek için her şeyi okumuş olmak gerekiyor. Bir açıdan haklılar. Hakikaten çok sayıda yeni kitap çıkıyor. Ancak değerli edebiyatçılarımızın kendilerinden sonra yetişen yazarları ne ölçüde takip ettiklerini çok merak ediyorum!

Arızalı Kalpler / Özen Yula / Doğan Kitap / 113 sayfa/ Mart 2002 /


Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 20.02.2008 tarihinde Hale tarafından, Kütüphane | Okunması Gereken Kitaplar ve Kitap Özetleri bölümünde paylaşılmıştır ve 1575 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 1 adet mesaj daha bulunmaktadır.

Arızalı Kalpler | Özen Yula - DNA Misali Kurulmuş Öyküler orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın ...

Önceki MakaleMetrodaki Kemancı! | Joshua Bell Ve Washington Post Gazetesi Tarafından Algılama, Keyif Alma Ve Öncelikler Üzerine Yapılan Bir Sosyal Deney Sonraki MakaleAtatürk Günlüğü - Today | 28 Aralık - December

Bu Makaleyle İlgili Fikirlerinizi ve Görüşlerinizi Diğer Ziyaretçilerle Paylaşabilirsiniz